Vergi Dava Daireleri Kurulu

Vergi D.Gen.Kur. 1989/40 E., 1989/45 K.

 

Vergi D.Gen.Kur. 1989/40 E., 1989/45 K.

"İçtihat Metni"

Temyiz Eden : ........... Halı ve Yünlü Sanayi Müessesesi Müdürlüğü 

Karşı Taraf : ........... Vergi Dairesi Müdürlüğü 

istemin Özeti : Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından sorumlu Kuruma tebliğ edilen yazı ekindeki haciz varakasının iptali dileğiyle açılan davayı, dava konusu yapılan varakanın idari davaya konu edilebilecek nitelik taşımadığından bahisle incelenmeksizin reddeden ........... Vergi Mahkemesi kararını temyiz yoluyla inceleyen ve haciz varakasının, 6183 sayılı Yasanın 64 ve 78 inci maddeleri karşısında idari işlemlerin tüm niteliklerini taşıdığı ve davanın esasının incelenmesi gerektiğinden söz ederek bozan Danıştay Dördüncü Dairesinin 12.4.1988 günlü ve E:1988/1491, K:1988/1430 sayılı Kararına uymamak suretiyle verilen ve haciz varakasının, borçlunun mal varlığına el konulduğu anlamını taşımayan servis işlemlerinden olduğu gerekçesine dayanan .............. Vergi Mahkemesinin 29.11.1988 günlü ve E:1988/475, K: 1988/637 sayılı Kararının; yasaya aykırı olduğu, ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmeksizin haciz varakası düzenlenemeyeceği, esasen borcun tamamının Genel Müdürlüklerince transfer yoluyla ödendiği ileri sürülerek bozulması istenmiştir. 

Savunmanın Özeti : İstemin yasal dayanaktan yoksun bulunduğu belirtilerek reddi gerektiği savunulmuştur. 

Tetkik Hakimi : Semra Kıraçlı 

Danıştay Savcısı : Kutay Uğur 

Düşüncesi : Vergi Mahkemesinin ısrar kararı ile ilgili bulunan olayda uyuşmazlığın çözümü, vergi borcu nedeniyle sorumlu müessese adına düzenlenen ve tüm borçların bir an önce ödenmesi gerektiğini belirten bir yazı ekinde tebliğ edilen haciz varakasına karşı açılan davanın inceleme olanağı bulunup bulunmadığının, daha açık bir anlatımla, haciz varakalarının kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğinde olup olmadığının saptanmasına ilişkindir. 

Bilindiği gibi idari davalar ancak, idarenin yürütülmesi zorunlu idari işlemleri aleyhine açılabilir. Vergi Uyuşmazlıklarında yürütülmesi zorunlu idari işlemler ise, ihbarname veya ödeme emri tebliği, tahakkuk fişi kesilmesi, verim tevkifi yahut düzeltme ve şikayet başvurularının yetkili merciler tarafından red olunması veya haciz ve ihtiyati haciz uygulanması gibi durumlarda ortaya çıkar. 

Kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem olması nedeniyle idari davaya konu olabilecek olan ve borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince saptanan borçlu veya üçüncü kişiler elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarına tahsil dairesince el konulması olarak tanımlanan haciz, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 62 inci maddesinde hükme bağlanmış olup, aynı Yasanın 64 üncü maddesinde de, haciz muamelelerinin, tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurluğunca tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı belirtilmiştir. 

Söz konusu 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasında alacağın tahsili için ödeme emri tebliği,' ihtiyati haciz ve haciz uygulanması, menkul ve gayrimenkul satışı gibi idari işlemlerin tesisinde, bu işlemlerin hazırlığı niteliğinde olmak üzere bir dizi ön işlemin yapılması zorunlu olmaktadır. 

Nitekim Vergi Daireleri işlem Yönergesinin incelenmesinden, konunun henüz haczi yapacak icra servisine intikal etmesinden önce takibat servisi tarafından yapılacak işlemler arasında yer alan ve düzenlenirken uyulacak prosedürün maddeler halinde belirtilmiş olduğu haciz varakalarının da, haciz işleminin hazırlığı niteliğindeki bir ön işlem olduğu açık olup, alacağın tahsiliyle ilgili olarak herhangi bir haciz işlemi yapılmadığına göre, söz konusu ön işlemin, idari işlemin tüm niteliklerine sahip olduğundan bahisle idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem kabulüne ve hacizden ayrı ve bağımsız olarak dava konusu edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. 

Zira olayda, haciz varakalarının eklenerek gönderildiği vergi dairesi müdürlüğü yazısının, borcun bir an önce ödenmesi gerektiğini belirten bir uyarı mektubu niteliği taşıması, bu yazı üzerine borcun ödenmesi veya daha önce ödendiğinin kanıtlanması halinde haciz uygulamasına gerek kalmaması ve haczin tarifine uygun olarak borçlunun mallarına el konulmuş bulunmaması, bir ön servis işlemi niteliğindeki haciz, varakasının, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliği taşımadığının ve idari davaya konu olamayacağının kanıtı olmaktadır. 

Bu nedenle temyiz isteminin reddi ve yasaya uygun olarak verilen, davanın incelenmeksizin reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir. 

TÜRK MİLLETİ ADINA 

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, Tetkik Hakimi Semra Kıraçlı'nın raporu okunup sözlü açıklamaları ve düşüncesi alındıktan sonra dosya incelenerek gereği görüşüldü: 

2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun idari dava türlerini belirten 2 inci maddesinin l/a fıkrasında öngörülen ve idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak davalar şeklinde tanımlanan iptal davalarına konu olabilecek işlemlerin nitelikleri belirtilmemiştir. Ancak, idare hukuku öğretisinde ve buna dayanılarak yargı içtihatlarında, idari davaya konu yapılabilecek işlemlerin, idarenin tek yanlı olarak kurduğu ve ilgililerin menfaatlerini etkileyen, yürütülmesi gerekli, kesin işlemleri olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, yargı yerlerinin açılan davalarda davaya konu yapılan işlemlerin bu nitelikleri taşıyıp taşımadığını araştırmaları gerekmektedir. 

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ikinci Kısmının, "Cebren Tahsil ve Takip Esasları" başlığını taşıyan Birinci Bölümünde yer alan 54 üncü maddesinde; ödeme süresi içinde ödenmeyen kamu alacaklarının tahsil dairesince cebren tahsil olunması ve bu tahsilatın, teminat gösterilmişse teminatın paraya çevrilmesi, gösterilmeyen hallerde borçlunun borca yetecek miktarda malının hazcedilerek paraya çevrilmesi ya da gerekli şartlar varsa borçlunun iflasının istenmesi şekillerinden birinin uygulanması yoluyla gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. 

Teminat gösterilmeyen hallerde tahsil dairesi, süresi içinde kamu borcunu ödemeyen borçlunun, borca yetecek miktarda malını haczederek satmak ve borcu karşılamak durumundadır. Bu yol izlendiğinde ise kamu borçlusuna, öncelikle ödeme emri tebliği ve borçlunun borcu karşılamaya yeter miktarda mal alacak ve haklarını bildirmeye çağırılması gerekmektedir. Kanunun 62 nci maddesine göre ilkece mal bildiriminde gösterilen, ayrıksı olarak da tahsil dairesince saptanan, mal, alacak ve hakları haczolunabileceğinden bu yolun izlenmesi zorunludur. 

6183 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde; haciz işlemlerinin tahsil dairelerince düzenlenip, alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurluğunca onaylanan haciz varakalarına dayanılarak yapılması kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında Maliye ve Gümrük Bakanlığına verilen yetki uyarınca şekli ve kapsamı anılan Bakanlıkça belirlenen haciz varakalarında; "... borçlunun mal bildiriminde gösterdiği veya tahsil dairesince saptanan menkul ve gayrimenkul malları ile alacak ve haklarının amme alacağına yetecek miktarının haczine karar verilmiştir." açıklaması yer almaktadır. Bu niteliğiyle haciz varakaları tahsil dairesine borçlunun malvarlığı üzerine, borca yetecek miktarda ve paraya çevrilmek üzere haciz konulmasına izin veren, idarenin kesin, yürütülmesi gerekli, etkili ve tek yanlı işlemlerindendir. Borçlunun mal varlığı üzerine haciz konulması, sadece bu işlemin uygulanmasını gösterir. 

Kanunda, haciz varakasının borçluya bildirilmesi öngörülmemiştir. Borçluya bildirimi zorunlu olmayan bu işlem kural olarak, haczin uygulanması suretiyle borçlunun bilgisine sunulmaktadır. Haczin uygulanması yoluyla hakkında haciz varakası düzenlenerek haciz kararı verildiğini öğrenen borçlunun, 6183 sayılı Kanunun 78 inci maddesinde yazılı haciz tutanağının düzenlenmesi veya tebliği üzerine açtığı dava ile tebliği zorunlu olmayan haciz varakasının bildirimi üzerine açtığı dava arasında konu bakımından da bir ayırım bulunmamaktadır. Kanunun 78 inci maddesinin ikinci fıkrasında, düzenlenen haciz tutanağında hacze dayanak olan haciz varakasının tarih ve numarasının yazılması zorunlu kabul edildiğinden, haciz kararının kaçınılmaz sonucu olan tutanakla hakkındaki haciz kararını öğrenen borçlu gibi kendisine haciz varakası tebliğ edilen borçlu da haciz kararının yasal dayanağının bulunmadığı konusunu yargı yeri önüne götürmek, yargı yeri de haciz kararının hukuka uygunluğu incelemek durumundadır. Bana karşılık, evvelce haciz varakasına ilişkin bildirime karşın bu işlemi dava konusu yapmayan borçlunun, haciz tutanağının bildirimi üzerine açtığı davanın konusu, hacze konu malın haciz caiz olmayan mallardan olduğu ya da istihkak iddiaları gibi çok sınırlı olanları içerir. 

idari işlemlerin temel niteliklerini taşıdığında kuşku bulunmayan haciz varakalarının, vergi dairelerinin herhangi bir servisi tarafından düzenlenmesi yasa hükmü gereği ve bürokrasinin doğal ve zorunlu sonucu olduğundan, haciz kararının uygulandığını gösteren haciz tutanaklarının idari davaya konu yapılabileceği, haciz varakalarının idarenin kesin ve yürütülmesi gerekli işlemlerinden olmadığı görüşüyle davayı incelemeksizin reddeden Vergi Mahkemesi kararında yasaya uygunluk görülmemiştir. 

Bu nedenlerle, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davanın esası incelenerek çözüme bağlanmak üzere ........... Vergi Mahkemesinin 29.11.1988 günlü ve E:1988/475, K: 1988/637 sayılı Israr Kararının bozulmasına, yargılama giderleri yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca karar verilmesine gerek bulunmadığına 2.6.1989 gününde oyçokluğuyla karar verildi. 

KARŞIOY 

Anlaşmazlık Haciz Varakasının idari davaya konu yapılacak nitelikte bir idari işlem olarak kabul edilip edilmiyeceğine ilişkindir. 

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54 üncü maddesi ve devamı madde hükümlerinde amme alacağının cebren tahsil ve takip esasları düzenlenmiştir. 

Söz konusu kanunun 54 üncü maddesine göre cebren tahsilat teminatın paraya çevrilmesi veya kefilin takibi; borçlu mallarının haczi veya borçlunun iflasının istenmesi yoludur. 

Bu işlemlerin ne şekilde yapılacağı kanunla belirlenmiştir. 

Yasa koyucu haciz işlemini 6183 sayılı Kanunun 62 inci maddesinde düzenlemiştir. Bu madde hükmüne göre haciz işlemi "Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarın tahsil dairesince haczolunması" şeklinde tanımlanmıştır. 

Haciz varakası ise haciz işleminin yapılabilmesi için gerekli ön işlemdir. (6183 mad.63) 

Haciz varakası bağımsız Vergi Daireleri işlem yönergesine göre karşı tarafa tebliği gerekmeyen idarenin bir iç işlemidir. Haciz varakasında dava konusu işlemlerde aranan derhal yerine getirilme vasfı bulunmamaktadır. Bu varaka icrai niteliğe haciz işlemiyle kavuşmaktadır. Haciz işleminin yerine getirilmesi ise amme borçlusunun hacizden önce borcunu ödeyip ödememesi koşuluna bağlıdır. Şayet haciz işleminden önce amme borçlusu borcunu ödemeyi kabul eder ve öderse haciz işlemi yapılamayacaktır. 

Oysa icrai nitelikte bir karar idare tarafından mutlaka yerine getirilmesi gereken bir karardır. 

Nitekim aynı nitelikte bulunan ihtiyati haciz işleminde yasa koyucu dava konusu işlemin ihtiyati haciz kararı değil ihtiyati haciz uygulaması olduğunu vurgulamak suretiyle bu hususu açıklığa kavuşturmuştur. (6183 mad.15) 

Kaldıki haciz kararları muhataplarına bildirilecek kararlardan olmadığı cihetle amme borçluları haciz kararlarına haciz işlemiyle muttali olmaktadır. 

Olaydaki tebliğ alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle yükümlü bulunan tahsil dairesinin bir kamu kuruluşu olan davalıyı uyarmak amacıyla yazılmış bir yazı tebliğidir. Haciz kararının tebliği değildir. 

Açıklanan bu nedenlerle ve mahkeme kararının dayandığı gerekçelerle haciz varakasının idari davaya konu olacak icrai bir işlem niteliği taşımaması nedeniyle açılan davayı incelemeksizin reddeden vergi mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan bozma kararına karşıyız.